Yaşadığımız şu günlerde en önemli iletişim aracı olan internet, keşfedilmeye ve gelişmeye devam ediyor. Ne zaman ki Cezayir dpremiyle Türkiye’nin yurt dışı çıkışları kesildi, internetin gücüne inanmayanlar dahil herkes öylece kalakaldı.
Bilgisayar teknolojilerinin her geçen gün kendisini yenilemesi, yeni çıkan programlar, siteler, download ve upload derken, kafalarımız bir yandan kısmen karışıyor diğer yandan bilgi dağarcıklarımız en sonuna kadar zorlanmaya devam ediyor. Ancak unutmayalım ki bu matrix yapının içinde, bilgisayarı açmak ve internete tek tuşla bağlanmak da mümkün. Hayatımızın içindeki diğer yaşamsal fonksiyonlarımızı beynimizde nasıl şekillendiriyor ve kullanıyorsak, interneti de bu bağlamda değerlendirebiliriz. Yani interneti hard core bir şekilde de kullanım sömürebilir ve en karmaşık dosyalardan biri olarak değerlendirebilir ya da bir word, excel dosyası açmak kadar kolay olduğunu düşünebiliriz.
Son dönemlerde artık “bağımlılık” haline gelen internet kullanımına yönelik, bir kısım global hastalıklar başgöstermekte. Mail alamama problemleri, send and recieve hastalıkları, bağlantı koptuğu zaman girilen anlık bunalımlar şimdilik yeni psikolojik rahatsızlıklar.
Bunlardan en ilginci geçenlerde Finlandiya’da yaşandı. 6 aylık askerlik hizmetini yerine getirmek üzere silah altına alınan, ancak “internet bağımlısı” oldukları gerekçesiyle bu görevi tamamlayamacaklarını kanıtlayan askerler evlerine geri yollanmış. Terhis edilen gençler 3 yıl içerisinde “iyileşirlerse” tekrar askere alınacaklarmış. (kaynak: BBC Londra - mtvmsnbc 05.06ç2004)
Görüyoruz ki her geçen gün internet hayatımızın içerisinde daha fazla yer almaya devam ediyor ve edecek de. Türkiye’de bu dalgadan etkilenmeye daha yoğun bir şekilde devam edecektir.
İnternete yakınlık ve uzaklık bizim elimizde. İnsan tarafından şekillenen bu sayısal yapının boyutlarından biri de internet reklamcılığı. Hatta hayatının devam etmesi için gereken vazgeçilemezlerinden bir tanesi.
İnternetteki Reklamları Kimler GÖrür?
İnternette reklamın detaylarına girmeden, bu reklamları kimin gördüğüne bir göz atalım.
%6 13-16 yaş %18 31-40 yaş
%14 17-20 yaş %10 41-50 yaş
%25 21-25 yaş %3 51 + yaş
%24 26-30 yaş
(kaynak: Zap Medya, 2003 Mecra Araştırması)
Bu yaş profiline ek olarak verilebilecek bir bilgi, bayan kullanıcı sayısındaki artış olacaktır. 2003 yılında %75 erkek, %25 bayan olan internet kullanıcılarındaki bu oran, 2004 yılında %70 - %30 a doğru kaymıştır. Bayan kullanıcı oranı %30 ları geçmeye başlamıştır. Ülkemiz nüfusunun %50 sinin 25 yaşının altında olduğu gerçeğinden hareketle, internet kullanıcı sayısı ilerleyen günlerde sadece artacaktır. Devletin de son dönemlerde işin içine tamamen girmeye çalışması, bilgisayar ve internet kullanımını özendirmeyi teşvik etmesiyle durum milli bir hareket boyutuna ulaşmaktadır. Öğretmen adaylarının bilgisayar kullanımlarının bir zorunluluk haline getirilmesi, bu konudaki olumlu adımlardan biri, ancak başka bir bakış açısından da içinde bulunulan durumun dramatik bir fotoğrafı diyebiliriz. Altyapı hizmetlerindeki iyikeşmeler, bağlantı ücretlerinin gün geçtikçe ucuzlaması gibi konu başlıkları ülkemizdeki internet nüfusunun sayısını gün geçtikçe arttırmaktadır. Kullanıcı sayısındaki artış, interneti ve internet reklamcılığı daha çok değerlendirilebilir kılmakta, büyük ve potansiyeli artan bir mecranın sinyallerini vermektedir.
Son söz
Yarınlar nelere gebe, gerçekten bilinmez. Ancak Finlandiya’da yaşanana benzer bir durum ülkemizde yaşansa Türk Ordusu’nun tepkisi ne olur ya da ne olmalı gibi konular, belki de yarınlarda karşılaşabilceğimiz gündem maddeleri olacaktır.












