Yakın Tarih

Türkiye İnternet Reklamcılığı’ nın Yakın Tarihi

10 Yıla Genel Bir Bakış

90 ların sonu ve 2000 lerin başında tüm Dünya’ da yaşanmaya başlanan teknolojik devrimden Türkiye’ de nasibini alacaktı elbet. Nasıl ve ne şekilde olacağını çok fazla öngöremeden başta büyük holdingler ilk tohumları atmaya başladılar. İlk etapta gazetelerin web sitelerini görmeye başladık ardından ilk yatırımlar portlallerde hayat bulmaya başladı. Hürriyet, Milliyet, Sabah gibi sitelerin ardından Turk.net, İxir, Turkport, Veezy,E-kolay, Netbul ve Superonline gibi portalleri görmeye başladık. Büyük grup yatırımları dışındaki en büyük yapılardan birisi Mynet’ di. Size çok enteresan gelebilir ancak ne MSN ne de Google’ ın adı bile geçmezken Yahoo’ nun Türkiye’ de bir iletişim ofisi bulunmaktaydı.

Ve yine enteresan ama gerçek bir durum daha; mesleğe yeni başağladığım bu senelerde ilk kampanyamda demografik ve coğrafik hedefleme yapmış ve frekans sınırlaması kullanmıştım. 2009 senesinde henüz daha bu hizmetler sanki sektörde yeni verilen hizmetlermiş gibi bir algı ortamı var. Oysa ki 10 sene öncesinde Yahoo tüm sektöre bir yön gösterebiliyordu. Ama ne onlar tamamen bu coğrafyaya giriş yapabildiler ne de bu coğrafya onları kabullenebildi.

Bunun en önemli nedenlerinden biriside, aslında sektörün bu sıfır noktası olarak kabul edilebilicek 2000 senesinde, internet reklamcılığı toplam cirosunun 1,5-2 milyon dolar seviyelerinde olmasıydı. Sanırım bu büyüklük, Yahoo’ nun çok fazla ilgisini çekmedi o zamanlar. Ardından 2001 senesinde yaşanan yerel ekonomik kriz tam geçti derken 11 Eylül terörist saldırısı henüz emeklemekte olan sektöre çok ciddi darbe vuruyordu. 2002 senesinde bu reklam yatırımları ve internet reklamcılığının bütçeleri birhayli geriye götürüyordu. 2002 senesinde gerçekleşen yatırım, 2001 ‘ de gerçekleşen 4 milyon dolardan 3 milyon dolar seviyelerine geriledi.

Bu kriz dönemi için tek sevindirici gelişme, interaktif reklam yatırımları azalmış olsa da irili ufaklı bütçelerle 100 ün üzerinde reklamverenin kampanya yapmış olasıydı. Mecralaşma yönünde reklamverenin deneyim yaşamaya başlaması her anlamda çok önemliydi.

36 Kbps hızla hem de dial-up bağlanmaya çalışılan yıllardı o zamanlar. MSN messenger’ ın tahttan edeceğini bilseydi ICQ’ da farklı bir strateji izlerdi sanırım. 200-250 bin internet kullanıcısıydı hepi topu. Anlayacağınız mecra olarak alternatifin de alternatifiydi internet.

Zap Medya’ yı kurma kararı aldığımızda herşey toz ve gaz bulutu halindeydi diyebiliriz. O dönem, OMD Digital’ de bazı çalışmalar yapıyor, 5-6 interactive ajans da creative ve biraz da medya anlamında sektörü oluşturmaya ve yön vermeye çalışıyordu.

1997-98 lerde Medyaweb vardı. Bu noktada medya planlama ve satın alma ajanslarının ilk örneklerini görmeye başladık. Zap’ ın kuruluşundan sonra, çok ortaklı (ortakları arasında önde gelen potaller, teknoloji firmaları, yazılım firmaları, medya şirketler bulunmaktaydı) Noktakom ve Medyatik girişimlerine rastladık. Bu iki firma temel olarak net bir hizmet tanımı yapamadı. Bir yandan medya planlama hizmeti verirken diğer yandan mecra satışı da yaparak aslında bugün network olarak tanımladığımız çoklu mecra satışı kanallarının ilk örneklerini teşkil ettiler. Noktakom, özellikle kullanıcı davranışına göre reklam gösteriminin de temellerini atacak bir yazılım geliştirmişti. Şimdilerde bu sistemin çok daha gelişmiş versiyonu olan Behavioral Targeting , kullanıcı davranışı odaklı reklam gösterim sistemleri kullanılmaktadır. Her iki firma da iş önceliklerini çok net tanımlayamadıkları için kuruluşlarından birkaç sene sonra kapandılar. Pazar da planlama ve mecra satışı aynı çatı altında işlerlik kazanamadı. Aslında bu biraz da tepkisel bir durumdu.

Bu senelerde ilk sosyal medya oluşumlarını da görmeye başladık aslında. MIRC la başlayan ve ICQ yla devam eden serüvende, siberalem, itiraf gibi akıllı projelere de rastlar olduk. Ardından yonja, 80630, portaller altında yaratılmaya çalışılan platformlara da rastladık. MSN messenger ın Türkiye’ de yoğun olarak hissedilmeye başladığında belki bu projelerin sahipleri, (özellikle ICQ, Mynet) neden biz düşünemedik ya da yapamadık gibi sorgulamaları kendilerince yapmışlardır. Ama çok geçti hem de çok erken. Daha Google bile yoktu ortalarda. Türkiye’ nin MSN kullanımında dünyada ilk 3 sırada yer alabileceği ihtimalini kestirmek zordu.

Cpm maliyetleri az kullanıcı ve az site sayısı başta olmak üzere türlü nedenlerden dolayı hayata oldukça yüksek birim maliyetlerden başladı. cpm maliyetleri 1999 – 15-20 dolar, 2000-2001 – 10-15 dolar, 2002- 5-10 dolar, 2003 , 3-7 dolar 2004 ve sonrası 0,5 – 4 dolar ortalamalarda bir seyir izledi. İnternet mecrasında yaşanan rekabet ve ülkemizde diğer mecralardaki birim maliyetlerin düşük olması bu düşüş trendinin bir süre daha böyle gideceğini göstermektedir. Bazı sitelerdeki farklı ve özel reklam alanlarının fiyatlarında ise tam tersine bir süreç izlenebilir.

Sektörleşme çabaları konusunda ciddi efor sarfeden internet şirketlerinin ve özellikle reklamverenin en önemli ihtiyaçlarından birisi Adserverlar olarak başgösterdi. Çünkü internetin en önemli özelliklerinden birisi ölçümlenebilir ve anlık raporlanabiliyor olmasıydı. Yayın rezervasyonları bir excel dosyada geçilir ve kampanya yayına girerdi. Takip sadece site tarafından yapılır sonrasında yine excel ya da word soyasında mail olarak gönderilirdi. Oysaki biz bu dönemleri yaşarken online ve anlık raporlar üretebilen pek çok sistem çalışmaya ve pazarlanmaya başlamıştı. Ancak sektöre yapılan yatırım o kadar azdı ki ne siteler ne de planlama şirketi böyle bir maliyeti kaldıramazdı. Reklamverenden değil adserver hizmet bedeli almak, mecraya inanmaları için bedava kampanyalar bile tasarlanabiliyordu. Bu ortamda yapılması gereken şey, ülkenin pazar koşullarına uygunbir yazılım geliştirip en azından siteleri kontrol altına almak ve reklemverene bu güveni hissettirmekti. Kokteyl firması ile geliştirdiğimiz sistemin çalışma aritmetiği son derece basitti. Siteler denetlenebiliyor, reklamverenden ölçüm için bir bedel alınmıyor ve online-anlık takip yapılabiliyordu. Son günlerde Doubleclick, Eyeblaster başta olmak üzere pekçok adserver pazarda ve reklamveren artık bu sistemlere ölçüm bedeli ayırmaktan rahatsız olmamaktadır. Bu sektör adına çok önemli bir gelişmedir.

Sektörün ilk anlamda tüm alanlarını kapsamasa da özellikle tasarım ve işlerlik anlamında ilk yarışması dizayn edildi: Altınörümcek. Bu sene 7. Si gerçekleşen yarışmanın web siteleri açısından önemi gün geçtikçe artmakta. Altın Örümcek’ ten sonra, Kristal Elma’ da açılan kategoriler yaratıcıları daha yüreklendirdi. İnteraktivitenin pazarlama ve uygulamadaki başarıları da İPZ kurgusu altında Grand Interactive Awards tarafından ödüllendirilmeye başlandı. Tüm bu yarışmalara ek olarak ülkemizden çıkan başarılı işler uluslararası yarışmalarda boy göstermeye ve ödüller kazanmaya başladı. Sektörleşme anlamında ödüllerin veriliyor olması çok önemli bir etken. Son IAB genel kurulunda da IAB tarafından uluslarası düzenleniyor olan Mixx Awards yarışmasının Türkiye çalışmalarının da başlıyor olacağı müjdesini buradan yinelemek isterim. 2000 lerin başında belki 10 tane bile olmayan interaktif ajans sayısı bugün 100’ ü geçmiştir. Hergeçen gün yeni yaratıcı ajanslar kurulmakta ve yenilikçi ve güzel işlere imza atmaktadırlar.

2005-2006 seneleri yatırımların olmaya başladığı iştahlı yılların başlangıcı oldu.. Türkiye’ de internet kullanım penetrasyonu % 20’ yi aştıktan sonra dünya devlerini Türkiye sahnesinde görmeye başladık. İlk önce MSN Türkiye ofisi, ardından Google ve ardından yatırımlar, yatırımlar…İlerleyen yıllarda Çember, İzelesene, Yonja, Biletix, Yemeksepeti gibi akıllı projeler yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından ya satın alındı ya da ortaklık yapıldı. Buradaki büyük satın alma operasyonlarından birisi de E-bay ile Gittigidiyor arasında yaşandı. Bir medya planlama ve satın alma şirketi olarak başlayan ardından search engine marketing ve creative hizmetlerde sunan Zap Medya’ nın satışı hem tüm bu süreçleri tetikledi hem de internet işlerine yatırım yapılabileceğine dair firmaları ve yatırımcıları yüreklendirdi.

Planlama ve satın alma gün geçtikçe komplike olamaya başlarken, haber sitelerinde bir enflasyon başgösterdi. Habertürk’ ün yakmış olduğu ışığın ardından ilerleyen İnternethaber, Haber 3 gibi haber sitelerinin sayısı şu an binlerle ifade ediliyor. Şu an İnternet Medyası Derneği’ nin (İMD) üye sayısı 100 lü rakamlara gelmiş durumdadır.

Artık herkes yayıncılığın ve özgürlüğün tadını almaya başladı. İnternet herkese gündeme gelme, meşhur olma kapılarını açıyor. Herkes blogları sorar, bloglarda birşeyler yapar oldu. Buna ek olarak son 2-3 senedir blog ödülleri dağıtılmaya başlandı. İnteraktif iletişim çok önemli alanlarından biri olan bloglar Türkiye’ de halen gelişme evresindedir.

2007-2008 yılları sosyal medya çılgınlığının da doruğa tırmandığı yıllar oldu. Özellikle Facebook, aynen Google gibi girmiş olduğu ve yayıldığı tüm pazarları hakimiyeti altına almaya başladı. Şu an Türkiye’ den üye olanların sayısı 9 Milyonu aşmış durumda. Frienfeed, Twitter, (son zamanlarda gözden düşmekle beraber)secondllife, Netlog, hi5, Orkut ve Myspace göze çarpanlardan. Herbiri farklı coğrafyalarda diğerlerine göre biraz daha popüler. Önemli bir gösterge olduğu için belirtmeden geçmek istemiyorum: Facebook, geçtiğimiz aylarda İran’ ın en büyük sosyal medyası olan Maktoob’ u da geçti.

Tabi markalar da bu sosyal medya dünyasında ne şekilde yer alacaklarını ve ne yapmaları gerektiğini araştırı oldular. Salt banner reklamcılığının sosyal medyada çok iş yapmadığı anlaşıldı. Marka, kendisini buranın bir parçası olarak hissetmedikçe ve bunu kullanıcalara hissettirmedikçe başarıya ulaşamayacağı gerçeğiyle yüzleşti. Şimdi daha çok çalışmak ve daha çok yatırım yapmak gerekiyordu. Bu tırmanış devam ederken, herkes kullanıcılarla birşekilde vakit geçirmek ve onlara farklı seslenmek isterken , gnctrkcll yapılırken, patlıcan yapılırken, Vodafone’ un senelerin Netbul’ unu kapatmasını açıkçası yadırgadım. Tavsiyem : Bu konuda Reklamveren ciddi anlamda kendisini eğitmeli ve bu eğitim sürecinin sürekli devam eden bir sirkülasyon olacağı gerçeğiyle yüzleşmeli.

2007 genel seçimlerinde internet önemli bir mecra olarak kullanılıyordu. Özellikle AKP’ nin yapmış olduğu dijital entegre kampanya bu seçimlere damgasını vuruyordu. AKP bu kampanyasında 300’ e yakın banner kullandı. Diğer partiler de özellikle CHP etkin olmaya çalıştı ancak istemiş olduğu efekti sağlayamadı. 2008-2009 da ABD başkanlığı seçimlerinde Obama’ nın yürütmüş olduğu kampanyanın internet kısmı, tekrar bütün gözleri interaktif dünyaya çeviriyordu. Bizim siyasilerimizin biraz nasipleneceği yönünde bir beklenti içine giren sektör, 2009 yerel seçimlerinde tam bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Yine dünyadaki ve ülkemizdeki trendlerin dışında, teknolojiyi reddeden bir anlayışla karşı karşıyaydık. Bu, sitelere kapatma cezalarının uzunca bir süre daha yaşanacağını gösteren önemli bir göstergeydi aslında.

Sektörleşmenin sağlanmaya çalıştığı ilk yıllarda başta büyük yayın grupları olmak üzere portaller biraraya gelerek sektörün problemlerini tartışmaya başladılar. Sonralarda işin sosyal tarafı da gelişmeye başladı. 2006 ve 2008 seneleri arasında IMD ve IAB Türkiye Platformunun ilk tohumları atıldı. IAB Türkiye Platformu, vizyon ve misyon anlamında çok ciddi bir görev üstlenerek sektörün en önemli sosyal odaklarından birisi oluyordu. IMD yapı olarak haber, spor ve magazin sitelerinin üye olduğu yayıncılık odaklı bir yapılanma olarak karşımıza çıkıyordu.

Gelişmeler çok hızlı yaşanıyor ve özellikle 2007 sonrası sektör kabuk değiştirmeye başlıyordu. 2000 lerin başında 2-3 adet olan medya planlama ve satın alma ajanslarının sayısı bugün 20’ yeyaklaşmış durumda.

2000’ lerin başında ZAP Medya, OMD Digital tanımlı hizmetler verirken, diğer medya ajansları kendi içlerinde çözüm üretmeye çalışıyorlardı. 2006’ da Mindshare, Interaction depertmanını kurarken, Proad bağımsız girişimi de filizleniyordu. Son iki sene içerisinde ADD, Mec:İnteraction, Ping, Digitouch, Ontarget, Beyond, İsobar, Nano DRM, Starcom ve Maxxus internet medya planlama ajansları kuruluyor başta global medya şirketleri vermiş oldukları bu hizmetleri daha tanımlı hale getirmeye başlıyorlardı. Burada önemli iki problem başgösteriyordu; değişen ve gelişen koşullar salt medya planlama ve satın alma işini yetersiz kılıyordu (interaktif reklam ve pazarlama iletişimi mobil, search ve creativeden bağımsız düşünülemez hale gelmişti) ve yetişmiş bilinçli işgücü yoktu. 2009 ve 2010 senelerinde sektörü farklı ve yeniden yapılanarak geçen dönemlerin beklediğini söylemeliyim. Bu süreçte özellikle Reklamveren kendi deneyimlerini kazanacak ve 2005-2006 senelerinde yaşandığı gibi hizmet aldığı ajanslardan daha deneyimli bir dönem yaşayacaktır.

Reklamveren bu yenilikçi durumu özellikle performans bazlı çalışmalarda yaşamaya başladı bile. Artık cpm satışlarla birlikte data ve satış üzerinden anlşmalara sıklıkla rastlayabiliyoruz. Bu boşluğu en iyi değerlendirenler ise medya ajanslarının ve küçük-orta boy sitelerin hayatlarını kolaylaştırmak üzere kurulan Netwokler kapatmakla meşgul. Yine son 2-3 sene içerisinde yoğun bir enflasyon da bu kanatta yaşanmaya başladı.

Şu an 20’ ye yakın Network yapısı bulunmakta. En önde gelenler; Medyanet, Reklam Z, Logaritma, Netbook, Medyaguru, Netcom, SEM Dijital, Nokta-Virgül ve DNA olarak sıralanabilir.

Sektörümüzün en önemli köşetaşlarından biri de tabiki etkinliklerimiz ve yayınlarımız oldular. Bu konuda İnteraktif Pazarlama Zirvesi, Digitalage Zirveleri ve IP, Digitalage dergileri sanal hayatımızdaki yerlerini birer gerçeklik olarak aldılar.

Yakın zamanda yaşamaya başladığımız en önemli gelişmelerden birisi de açılan dijital konkurlar oldu. Standart medya ajansı ve creative ajans konkurlarının dışında artık markalar dijital ajans, creative ajans, SEM ve SEO ajansı konkurlarını ayrı ayrı açmaya başladılar. Hatta Sprite tüm iletişimini dijital bir ajansa verdi. Çünkü hedef kitlelerinin olduğu yer internetti ve kullanıcılara bir interaktif ajans kanalıyla direkt ve doğru bir şekilde ulaşabilirlerdi. İlerleyen günlerde bu sürecin gelişerek ve katlanarak büyüyeceğini düşünüyorum. Aslında bu durum, tüm Dünya’ da yaşanan bu dijital devrimin ülkemizdeki küçük yansımlaraından birisi olarak değerlendirilebilir.

Bu dijital devrim yaşanadursun, ne yazık ki arzuladığımız büyüklük ve yoğunluğu Türkiye’ de bir türlü başaramadık. Şu an içinde olduğumuz ve bir süre daha yaşamaya devam edeceğimiz global mali krizle, sektör için beklenen dramatik bütçe artışı başka bir bahara ertelendi. 2008 senesinde ABD de 23,4 milyar dolarlık bir büyüklüğe erişen interakitif reklam ve pazarlama yatırımı Türkiye’ de, search ve mobil hariç 94.500.000 TL olarak gerçekleşti. Search ve mobil ile beraber tahmini büyüklük 200.000.000 TL seviyesinde gerçekleşmiş diyebiliriz. Sektörümüzde iştah kabartan % çok büyüme oranları söz konusu ancak bu kadar aktörü yaşatacak bir büyüklük mü? İşte burası üzerinde mutlaka düşünülmesi gereken bir nokta.

2010 ve sonrası

Krizin etkilerinin yavaş yavaş geçeceği seneler olacak gibi gözükmekle beraber günün Türkiye’ ye ve Dünya’ ya neler getireceği bilinmez. Yaşadığımız bu kriz sonrası iyimser düşünmek ve iyimser piyasa koşulları olmasını temenni ediyorum.

Bu ahval ve şerait içerisinde 3G gelmiş ve yaşanıyor olacak. Mobil ve internet artık içiçe geçmiş entegre bir yapı oluşturacak. Özellikle operatörler tarafından biz kullanıcıya çok efektif erişim ve bağlantı fiyatları sunulmaya başlanacak. İnternet bağlantı hızlarımız sabit ve mobil olarak daha hızlanacak ve bu almış olduğumuz hizmet karşılığında ödediğimiz faturalarda azalacak. Mobil internetle beraber, mobil platformlar üzerinden yeni, farklı , entegre ve interaktif reklam ve pazarlama faaliyetleri gözlemleyeceğiz. Bu seneler mobil ajansların ve kendisini mobilize etmeyi başarabilmiş interaktif ajansların yılları olabilir.

Mobil devrimin en büyük tetikliyicilerinden birisi de gün geçtikçe daha da artacak olan bağlantı hızları olacaktır. Bugün 4G ile 100 mbps hızların kullanılmaya başlaması, ister istemez reklam ve pazarlama dünyasında da farklı gelişmelere neden olacaktır.

World Information Society (Dünya Bilgi Toplumu) raporuna göre telefon kullanım oranı her geçen gün artıyor ve 2008 sonunda dünya populasyonun yarısının cep telefonu sahibi olacağı belirtiliyor.

Wireless Intelligence’ın raporuna göre ilk cep telefonun satışından itibaren 1milyar cep telefonu satışı rakamına 20 yıl sonra ulaşıldı. 2 milyar rakamına 4 yıl, 3 milyar rakamına ise 2yıl sonra ulaşıldı. Buradan cep telefonu ihtiyacının katlanarak arttığını görebiliyoruz.

Cep telefonlarının 2007 de %11inin internet erişim imkanı varken bu rakam 2008de %15’e çıktı.

Yukarıda bazı kaynak bilgilerini verdiğim PEW’ in yapmış olduğu araştırmaya gore şöyle genel bir öngörü yapılabiliyor:

2020de “her çocuk için bir laptop” ve benzeri kampanyalarla dijital iletişimi ve interneti herkese getirmeyi başarsalar da gelişen cep telefonları bir çok kişiye göre 2020’de ana internet erişim aracı olacak. Ancak bu iddiaya şöyle bir şerh koymak isterim ekran büyüklerinin sınırlı olması ve başarısız arayüz tasarımları bu gelişimin önündeki en önemli iki engel olarak belirmekte.

İnternet reklamcılığı özellikle ülkemizde hızla büyümeye devam edecek. 2013 yılına yönelik Ulaştırma Bakanlığı internet kullanıcı sayısı tahmini 50 milyon. Bu hedef 2015’ te bile gerçekleşecek olsa çok önemli gelişmelerin yaşanacağının habercisi. Bu anlamda kullanıcı odaklı, daha segmente olmuş ve daha basit tasarımlı siteleri görüyor olabiliriz. Hızlanan bağlantılar, .gif bannerlardan flash teknolojilerini kullanmaya başladığımız gelişmiş yaratıcılıklarımız, kreatif çözümleri farklı bir boyuta taşınacak.

Yaşanan kriz sonrası yaratıcı internet ajanslarında ve medya ajanslarında bazı kırılmalar olabilir. Ancak gelişen seneler içinde her ne kadar reklamveren pahalı deneyimler yaşamış olsa da bazı ajanslar tecrübeleriyle fark yaratacaktır. Özellikle global medya ajanslarının uzantısı olan internet medya şirketleri artan talebe cevap veremeyecek ve daha küçük yapıdaki interaktif ajanslara müşteri kaybedeceklerdir. Uzun solukta organizasyonu düzgün yapabilen global internet medya şirketleri ve başarılı hizmet üretebilen yerli yapılar ayakta kalacak. İlerleyen günlerde pekçok yeni oyuncu sektöre girecek ve çıkacak, uzun ama heyecanlı bir sektör oluşum dönemi izleyeceğiz.

Bu paralelde kriz etkilerinin biraz biraz azalmasıyla beraber şirket satın almaları ve birleşme haberlerini yine duymaya başlayacağız. Özellikle Türkiye’ nin dinamikleri çok farklı. Pekçok sürpriz gelişmelerin yaşanacağına eminim ve fırsat buldukça bu yazımı kaynak gösterip sizlere hatırlatmaya çalışacağım.

Ülkemiz özelinde,2009 senesi son çeyreği itibariyle de IAB Türkiye ile birlikte düzenli verilerin ve araştırmaların üretilmeye başlanacak olması sektöre pozitif katkı yapacaktır. Düzenli trafik ve kullanıcı profil bilgilerinin sağlanabiliyor olması ve bunun üstüne çeşitli sektör datalarının ve araştırmalarının üretilecek olması internet reklamcılığı için oldukça önemli gelişmeler olacak.

IAB Türkiye bu ölçümleme çalışmalarının yanı sıra önemli uluslararası organizasyonlarını ülkemize taşıyacak ve sektöre önemli hizmetler verecektir. Aynı zamanda sektörleşme çabalarına (lobi, sektör kurallarının oluşması, uygulanması vb) da önemli katkılar sağlayacağını öngörebiliyorum.

2010 yılında ilk defa bir ülkede internet reklamlarına yapılan yatırım televizyon ve gazete reklamlarına yapılan yatırımı geçecek. İngiltere’ de bu beklenen durumun realize olması da önemli bir gösterge olacak. Tabi ülkelerin herbirinin gelişme ve yatırım dinamikleri farklı farklı. Açıkcası ülkemizde internet reklamcılığının düşündüğümüz anlamdaki gelişmesine daha yıllar var diyebilirim.

Yayıncılar açısından da izlenecek yol aslında çok açık. Murdoch’ ın 2013’ te yazılı basından neredeyse tamamen çıkacağını açıklıyor olması bu paraleldeki gelişmeleri biraz daha tetikleyecek. Genel seyir bu yönde gerçekleşecek olsa da lokal bazda farklılıklar mutlaka olacaktır.

Önümüzdeki dönemde yeni yayıncıları da görüyor olacağız. Akıllı sosyal projeler, dikey portaller, daha akıllı ticaret siteleri hayatımıza giriyor olacak. Benzer hizmet sitelerinde de rekabet artacak. Mevcut yapılar da mutlaka ve mutlaka kendilerini geliştirmek zorundalar. Aksi halde yok olmaya mahkum olacaklardır. Yine önümüzdeki 5-10 yıllık süreçte pekçok akıllı web projesi milyar dolarlık değerler elde edeceklerdir.

IPTV konusu da form değiştirmiş olarak hayatımıza girmiş olabilir. 2008 senesinde Telekom’ un 40 milyon dolarlık bir yatırımı oldu. 2009-2010 da 160 milyon dolarlık yatırım daha yapılmış olacak. Özellikle hukuki düzenleme de uluslararası düzlemde yapılabilirse ve devlet regülasyonu söz konusu olursa IPTV’ nin tutmaması için hiçbir neden kalmaz. Bu konuda benim görüşüm biraz çekimser biraz da olumsuz. Sanki bunların altından kalkamayacağız, sonunda ortaya çıkan ürün de Dünya’ daki IPTV yapılarından çok başka ülkemize özgün bir formda olacakmış gibi geliyor. Benim yanılmam halinde (yanlış anlaşılmasın kişisel olarak çok yakından takip ettiğim ve inandığım bir konudur) reklam ve pazarlama anlamında birçok yenilik bizi bekliyor olacak.

Konvasiyonel mecra işleri yapan medya ajansları da yapısal bir değişiklik geçirecek. Ve internette yapabildiğimiz tüm reklam gösterim formatlarını uygulabiliyor olacağız. (ülke, bölge, şehir, semt, mahalle, site, hane, yaş, cinsiyet, eğitim durumu vb pekçok kritere göre, online ölçümleme olabilecek ve kişi isterse reklam seyretmeyecek ve dah birçok yenilik)

IPTV çok farklı gibi düşünülse de aslında televizyon ve internet mecralarının ortak kesişim kümesini oluşturuyor. Öylesine ilgi çekici bir konu ki, IPTV Derneği’ ni şimdiden kurduk ve bu konu hakkında önemli mesailer harcamaya başladık.

2010 ve sonrasında, İnteraktif reklam ve pazarlama iletişimi daha da derinlik kazanacak. Gelişen ve değişen teknoloji ve yazılımlarla daha analitik günler geçireceğiz. Ancak bu işi yönlendirecek olan kişilere bağımlılıklarımız da artacak. Herşey yazılımlarla kontrol edilse de interaktif reklam ve pazarlama iletişiminde daha insan odaklı bir süreç yaşanacak. İçinde bulunacağımız sosyo-ekonomik yapı ve kentleşme, sanal dünyayla birleşirken bizler daha yalnız bireyler olma yolunda ilerliyor olacağız. Bu nedenle yapmış oldukları işlerde insan ve ilişki odaklı olanların yükseleceği bir dönem yaşayacağız.

Gelişmeleri daha hızlı hatta anlık yaşamaya başlayacağımız bir döneme girmek üzereyiz. Kimbilir, şu an alternatifi olamaz dediğimiz hizmetlerin daha gelişmişlerini kullanıyor olabiliriz. Daha akıllı arama motorları, daha sosyal bir medya, daha elektronik bir ticaret, daha daha… Şimdi emniyet kemerlerimizi bağlayalım ve bu çok şeritli interaktif otobanda güvenli seyir etmek için elimizden geleni yapmaya çalışalım.

***Bu yazıyı Digitalage Dergisi için 3 sayıda yayınlamak üzere yazmıştım. Son dönemlerde yararlananların sayısı hayli fazlalaşmış durumda. Bu nedenle blogda bir bölüm haline getirdim. Bu senenin sonuna doğru yazının son kısımı biraz genişleterek update edeceğim.